Bir sonraki


96-Namâz kılmayanın diğer ibadetlerinin kabûl edilmeyeceği doğru mudur?

68 Görüntüleme
Lâlegül TV
41
Yayınlama Tarihi 21 Nov 2018 / Kategori: Bir Soru Bir Cevap

Namâz kılmayanın diğer ibadetlerinin kabûl edilmeyeceği doğru mudur, bir tanıdığım namâz kılmıyor ama maddî olarak hayr hasenât yapıyor. Bu yapılan hasenât kabûl olmaz mı, namâz kılmayana “boşuna sadaka verme zâten kabûl olmayacak” demek doğru mudur?

Ehl-i sünnet akîdesine göre amel îmândan bir cüz değildir. Yani iman bir şeydir amel başka bir şeydir. Îmân akîdedir, inançtır. İslâm'a nasıl inanılması gerekiyor ise o şekilde inanmak îmândır. İnancı amele yansıtmak, (namâzın farz olduğuna inanmak îmâni bir meseledir, o namâzı kılmak amelî bir meseledir. Fâizin harâm olduğuna inanmak îmânî (i’tikâdî) bir meseledir, fâizden kaçmak amelî bir meseledir. Bunları birbirine karıştırmamamız gerekir. Bir insan i’tikâdî olarak inanması gerektiği halde inanmıyorsa ve inanması gerektiği şey de îmânî bir mesele ise bu insan îmân dâ’iresinden çıkar.

Bir insan “Kur’ân-ı Kerîm'de olduğunu bildiği halde ben fâizin harâm olduğunu kabûl etmiyorum, günümüz ekonomik şartlarında fâizin harâm olmaması gerekir” dese bu insan velev ki namâz kılsa, oruç tutsa, her sene hacca veyâ umreye gitse, hayr hasenât sâhibi olsa da bu insan îmân dâ’iresinden çıkmıştır. Bu kişinin îmânî problemi vardır ibâdetinin buna bir faydası olmayacaktır.

Kişi “Allâh-u Azîmüşşân fâizi, zinâyı vs. harâm kılmıştır” şeklinde i’tikâd ettiği halde nefsine yenildiğinden dolayı bu harâmları işlerse veyâhûd farz olduğunu kabûl ettiği halde Allâh-u Te’âlâ’nın farz kıldıklarını yerine getirmezse günahkârdır, fâsıktır ama kâfir değildir. Fâsık ve günahkâr olan bu kişinin bir günâhından dolayı diğer taraftan yapacağı iyilik bertaraf olur mu, yani “iyilik kötülüğü getirir ama kötülük iyiliği getirir mi?” noktasında Kur’ân-ı Kerîm'in ifâdesiyle iyilikler kötülükleri bertaraf eder ama kötülük iyiliği bertaraf etmez. Yeter ki o kötülük îmânî (i’tikâdî) bir kötülük olmasın. İ’tikâda yansıyan bir problemse bütün iyilikler gider, iyilik diye bir şey kalmaz.

Bir insanın namâz kılmama günâhı diğer taraftan oruç tutma farziyyetini yerine getirmesini ibtâl etmez veyâhûd oruç tutmaması namâz kılmasına engel değildir. Namâz noktasında sıkıntısı olan bir kişiden bahsediliyor ki; Rabbim tez zamânda o sıkıntıları bertaraf etsin çünkü namâz ciddi anlamda önemli bir ibadettir, âhirette îmândan sonra kişiye su’âl edilecek ilk sorudur ve bu noktada kişi sınıfı geçtiği zamân diğerleri daha rahat olacak ama bu noktada sınıfı geçemeyen kimsenin her geçen gününün daha kötü olacağına dâir birçok rivâyetler vardır. Dolayısıyla namâz konusu hafife alınacak bir konu değildir.

Kişi namâzın farziyyetine i’tikâd ettiği halde, kılmasının gerekli olduğuna inandığı halde, bir şekilde namâzını terk etmişse ehl-i sünnete göre kâfir değildir. Mü’min olduğuna göre oruç ibâdetini yerine getirmelidir. Diğer taraftan hayr hasenât yapıyorsa onların sevâbı farklıdır. Bu taraftan günahkâr olması o sevâblarını bloke etmez. Dolayısıyla bir insanın bir ibâdeti yerine getirmemesi diğer tarafta getirmesi gereken ibâdetlerden geri durmasını gerektirmez. Burada “bir şeyin tamâmı yapılamıyorsa tamâmı terk edilemez” kuralı karşımıza çıkmaktadır.

Daha fazla göster
0 Yorumlar sort Göre sırala

Bir sonraki