Bir sonraki


76-Bana borçlu birisine kendi adıma ticâret yaptırsam zararı da yarı yarıya paylaşmak gerekir mi?

243 Görüntüleme
Lâlegül TV
55
Yayınlama Tarihi 06 Sep 2018 / Kategori: Bir Soru Bir Cevap

Bana borçlu birisine ‘adıma ticâret yapacağın bir mal al ve sat, elde ettiğin kârı yarı yarıya paylaşalım desem, yaptığı ticârette zararın da yarı yarıya paylaşılması gerekir mi?


İslâm fıkhında ortaklık ortakların ortaya koymuş oldukları varlığa ve akid yapısına göre isim alır. Ortakların her ikisi de ortaya mal, kredi (i’tibâr) veyahut amel koyarlar. Koymuş oldukları sermâye doğrultusunda da fıkhî olarak şirket isim alır. Ancak ortaklardan bir tanesi mal diğeri amel koyacak olursa bu şirket mudârebe (emek ve sermâye ortaklığı) ismiyle anılır.Bu belli şartlar doğrultusunda fıkhen câiz olan bir anlaşmadır. Öncelikle burada parayı veren kimseye Rabbul-mâl (mal sâhibi) denir.Bu kimse ben kârımdan hissemi alırım, zarar olursa seni bağlar şeklinde bir şart koşacak olursa böyle bir şart geçerli olmaz.Emek ve sermâye şirketinde elde edilecek olan kâr Muhakkak yüzdelik olarak taksîm edilmeli ve bu yüzdelik sermayeden değil kârdan olmalıdır.Parayı ortaya koyan kimsesâbit olarak ayda şu kadar ücret alırım derse câiz değildir. Verdiğim paradan yüzdelik olarak şu kadar alırım derse bu da klasik fâiz olur. Zarar söz konusu olduğunda bu zarar önce kâra yansıtılır. Kâr zararı karşılamadığı takdirde sermâyeye yansıtılır. Parayı çalıştıracak olan emek sâhibinin(fıkıh dilinde mudârib) kendi cebinden parayı ödeme şartı söz konusu olamaz. Kâr ve zarara ortaklık ortaya ne koyulduysa ona göre olacaktır. Bir taraf mal koyduysa zarar mala yansıtılır, öteki taraf da amelini koyduysa onun zararı da ameline tekâbul edecektir.

Burada Rabbul- mâl diye tâbir ettiğimiz para sâhibi olan kimsenin ortaya koyduğu şey evvelâ satın alma işlemi olacağı için para olmalıdır. Herhangi bir ayn’ın şirket sermâyesi olarak koymak fıkhen geçerli değildir. Ben bir araba vereyim bu arabayı sat bununla ticâret yap dediğimiz zamân, bu bir vekâlettir, satarsın elde ettiğin paranın tamâmı bana âittir. Sonra o parayla şirkete akdederiz devâm ederiz veyâ etmeyiz. Şirket-i mudârebedealacağı da sermâye olarak kullanmak câiz olmaz. Bu ortaklık yapılmadan önce suâl edilseydi câiz olmadığını söyleyecektik. Neticede siz bir ticâret yaptınız, mal alıp sattınız ve zarar ettiyseniz bu durumda hanefî mezhebinde İmâmeyn(İmâm-ı EbûYûsuf ile Ebû Muhammed Rahimehumallâh) görüşleri bu şirket geçerli bir şirket değil fâsit bir şirkettir’ noktasında ittifâk etmiştir.Kârda bir taksimden bahsedemeyiz, sâdece bu şekilde bir şirket akdedildiğinde mâl kimin nâmına alınmış olur noktasında EbûHanîfe Rahimehullâh mal kim tarafından alındıysa onun nâmınadır demektedir.İmâm-ı EbûYûsuf ile Ebû Muhammed Rahimehumallâh’a göre alacaklı olan kimse alınan mal onun nâmınadır, kâr ve zarar da onadır. Her iki taraf için en güzeli sulh yapmaktır.

Daha fazla göster
0 Yorumlar sort Göre sırala

Bir sonraki